Kutlama Vakti / Uyanık Kalma Vakti

Harry Cleaver

Çeviren: Özgür Gökmen

Birikim 141 (2001): 10-13.

Kutlama Vakti

Fox’un Zapatista cemaatlerinin bulunduğu bölgelerden askeri güçlerin çekilmesini emretmesi ve La Realidad’a jeneratör getiren İtalyanların göç celplerinin lağvedilmesi, sadece doğru yönde —Meksika hükümetinin Chiapas’taki terörist siyasalarının değiştirilmesine yönelik olarak— atılan adımlar olarak görülmemeli; aynı zamanda, baskı altında geçen uzun yıllar boyunca büyük bir cesaretle dayanan Zapatista cemaatlerinin zaferi olarak kabul edilmeli ve değerlendirilmelidir.

Daha sonra ne olursa olsun, şu an gerçekleşenler bu mücadele yıllarının ürünü olarak kutlanmalıdır. Şerefi bunu hak edene verelim: Cemaatlere, EZLN’ye ve dünyanın her yerinde eylemleri daha beter bir baskının meydana gelmesini önleyen ve hükümet siyasetindeki bu değişikliği sağlayan herkese.

Bu ilk adımların askeri güçlerin düzenli bir geri çekilişi ile Fox’un San Andreas Anlaşmaları’nı Meksika parlamentosuna göndermesi ve bunların onaylanmasıyla takip edileceğini varsayarsak, Zapatista hareketi ziyadesiyle genişlemiş bir manevra alanına ve özerk etkinliğe sahip olacaktır. En azından, Zapatistaların 9 Şubat 1995’teki askeri saldırıdan önce sahip oldukları baskıdan özgür olma düzeyine tekrar kavuşacaklarını umut edebiliriz. Umarız bundan daha fazlası gerçekleşir. Eğer askeri birlikler 9 Şubat 1995’ten önceki mevzileri yerine, 1994’ten önceki önceki mevzilerine çekilirlerse işler daha da iyi bir hal alacaktır.

Uyanık Kalma Vakti

Buna rağmen, bu geri çekilme henüz gerçekleşmediği gibi —yolsuzluğa bulaşmış yerel, eyalete ait ve federal polis güçlerinden, bunların beslediği, silahlandırdığı ve dokunulmazlığa sahip bir biçimde hareket etmelerine izin verdiği paramiliter güçlere kadar— daha “geri çekilmesi gereken” Zapatistalara karşı donatılmış bir dizi zırhlı güç vardır. Bu baskı ve devlet terörü aygıtının parçalanması sağlanmalıdır ve bugüne dek elde edilen kazanımlarda olduğu gibi, bu ancak Meksika hükümetine daimi bir baskı yapılarak sağlanabilir. Bu süreçte her zaferin keyfini çıkarmalıyız. Ancak zaferlerin devamı ancak ihtiyat ve daimi bir seferberlikle sağlanabilir. Rehavete kapılmak için henüz çok erken.

Bunun da ötesinde, Fox bir yandan bu emirleri verirken, aynı zamanda ilk planda ayaklanmaya sebep olan iktisadi politikalara, halkın arzularını şirketlerin kâr ve toplumsal denetim arzularına tabi kılan neo-liberal politikalara da sıkı bir biçimde bağlıdır. Zapatistalar, NAFTA da dahil olmak üzere, bu tür politikalara karşı ayaklandılar ve bunları itham etmeyi ve bunlara karşı bir muhalefet yürütmeyi sürdürdüler. (Cenevre, Seattle ve Prag prostestolarını doğuran) 1996’daki kıtasal ve kıtalararası toplantılarla başlayan bu girişimler, “İnsanlık İçin ve Neo-liberalizme Karşı” toplantılardı. Dolaysız polisiye ve askeri baskıların azaltılması, neo-liberal iktisadi politikaların örtük baskısını ortadan kaldırmayacaktır. Mücadele dünyanın geri kalanında olduğu gibi Chiapas’ta da sürecektir. Ve Prag’taki polis tutuklamaları ve dayaklarının son derece açık bir şekilde gösterdiği, süregiden baskının çok sayıda muhtelif örneğinin daimi olarak bize hatırlattığı üzere, bu tür devlet baskısının ne Meksika’da, ne de başka bir yerde, kapitalist hileler bohçasından eksik olmayacağı hususunda emin olabiliriz.

Fox’un Chiapas’a ve Meksika genelindeki alttan gelen hareketlere yönelik politikaları —aynen kendinden önceki KDP’nin politikaları gibi— (şu an azalacağını umduğumuz) baskı ve kooptasyon karışımı bir biçim alacağa benziyor. “Serbest pazar” politikalarını (bu bir oxymoron[1] elbette) benimsemesi, (temeli kollektif toprakların korunmasına son veren Salinas tarafından atılan) kırsal alanların nihai olarak çitlenmesinin sağlanması için süre kazanarak, halkı ve cemaatleri farklılaştırmaya yönelik bir teşebbüsle, küçük girişimler için bir destek içerebilir. Fox’un, vali olarak göreve başlamak üzere olan, Chiapas’taki adamı Pablo Salazar, istikrar ve ucuz emek teklif edip Chiapas’a yatırım yapılmasını teşvik ederek bir ABD turu yaptı. Bu neo-liberalizmin sadağındaki bir diğer oktur; yerli cemaatlere ve onlarda anti-kapitalist olan ne varsa, bunun tam kalbine doğrultulmuş bir diğer ok.

Bu noktada, Fox’un ve diğerlerinin (aynı zamanda Salinas ve Zedillo ve Wall Street ve IMF’nin) gayelerinin peşine nasıl düşeceklerini tam olarak söylemek mümkün değildir; fakat, bu hedeflere ulaşmaya çalışacaklar. Taktiklerinin polis devleti baskısından daha örtülü araçlara kayacağını varsayarsak, bizim taktiklerimiz de değişmelidir. “İnsan hakları” savunucuları, baskı anlayışlarını iktisadi baskıyı da polis devleti baskısı gibi bir sorun olarak telakki edecek şekilde değiştirmezlerse, stratejideki bu tür değişiklikler, Zapatista destek ağını birçok militanından yoksun bırakabilir. Şu anda, Zapatista cemaatleri ile bunlara baskı yapanlar arasında, uluslararası gözlemciler olarak gönüllülük esasında çalışmış olanların benzeri bir rolü neo-liberal iktisadi gelişmelere karşı üstlenmeyi nasıl becereceklerinin bilgisine sahip olmaları muhtemel görünmemektedir. Şu ana dek üstlendikleri rol hayati önemde olmuştur ve bir süre daha öyle olacaktır; fakat, Fox bu tür strateji değişikliklerini hayata geçirirse, farklı stratejiler ve farklı tür eylem biçimleri bizim için de gerekli olacaktır.

Bununla birlikte, daha iyi bir dünya inşa etme sorunu, daha cazip bir sorun olarak direniş sorununun ötesinde yer almaktadır. Zapatista cemaatlerinin üzerindeki azalan baskı, kendi gündemlerinin peşine düşmeleri için daha geniş bir serbestlik ve diğerleri için bu gündemleri desteklemede daha çok rahatlık anlamına gelmektedir. Zapatistalar, cesaretleriyle ilham verici oldukları gibi, vizyonları ve insanların sermayeye şu anki tâbi oluşlarına alternatifler sunma çabalarıyla da ilham verdiler. Tarım, eğitim ve politika gibi farklı alanlarda, koşullar elverdiğince, alternatif yollar izlediler. Fox’un bu çabaları zayıflatmaya yönelik herhangi bir stratejisinin başarı kazanacağını varsaymak için bir sebep yok. Tam aksine, KDP tarafından yapılan tüm baskıya ve harcamalara rağmen, eldeki veriler Salinas’ın Meksika’daki kollektif tarım alanlarının altını oymaya yönelik çabalarının büyük ölçüde başarısızlığa uğramış olduğunu ve yerli cemaatlerin geleceğe uzanan yollarını her yerde hep birlikte inşa etmeye devam ettiklerini göstermektedir. Daha az baskı altında, her yerde hepimiz için bu çabalar hakkında bilgi sahibi olmak ve bunlardan bir şeyler öğrenmek ve bunun gibi kendi çabalarımızı Meksika’dakilerle paylaşmak daha kolay olacaktır. Böylece artan tecrübe dolaşımı, gerçek altenatiflerin mümkün olduğunun gittikçe daha aşikâr bir hal almasıyla birlikte her yerde kapitalizme karşı mücadeleyi güçlendirecektir.


  1. Oxymoron, anlamı kuvvetlendirmek üzere zıt kelimelerin bir arada kullanıldığı deyiş tarzı—ç.n.  ↩